|
Akrep
|

|
2,5–5 cm civarında türüne göre siyah, sarı,
kahverengi, mavi olabilir. Böceklerle beslenirler. Genelde taş duvar
kovuklarında, toprak deliklerde, bodrum, çatı, ahşap bina, depo, moloz
yığını gibi yerlerde yuvalanırlar. Yuva ve yiyecek bulmak için binalara
yaklaşır veya girerler. Ev içine girince yatakta, ayakkabı içi gibi her
yerde rastlamak mümkündür. Geceleri aktiftirler. Gündüzleri karanlık ve
serin yerlerde, yuvalarında geçirirler. Bahar ve sonbahar yağmurlarıyla
aşağıdaki yuvalarını su basınca bina içerisine girişleri sıklaşır.
|
Özellikle bina çevresi
bahçe, çatı, bodrum ve depo gibi yerlerdeki yuvalanma ortamlarının iyi
araştırılası gerekir. Mücadele bu ortamdaki satıhlara özel rezidüel etkili
pestisitler yağışsız havalarda uygulanarak yapılır. Bahar ve sonbahar
ayları mücadeleye uygundur. Ev içi uygulama, koruyucu maksatla yapılır.
Mücadelesi dikkat ister, profesyonel uygulayıcı gerekir.
|
|
Hamam Böceği
|

|
Haşereler bulundukları ortamlardan getirdikleri hastalık etkenleri ile ve
/ veya ağız salgıları -dışkıları ile taşıdıkları hastalık etkenlerini
gıdalarımıza bulaştırmaktadırlar. Aynı zamanda oluşturdukları topluluklar
ile hijyenin baş düşmanıdırlar. Haşereler bulundukları ortamlara çabuk
adapte olurlar ve çok aşırı üreme yeteneğine sahiptirler. Bu sayede
bulundukları ortamlarda mücadele yapılmaz ise çok aşırı boyutlara
ulaşabilmektedirler.
|
Örneğin hamamböcekleri
bir yumurta kesesinde ortalama 30-35 yavru taşımakta ve bu kese
kimyasallara karşı (hatta radyasyona dahi) çok dirençlidirler . Bundan
dolayı hamamböceklerine karşı yapılan mücadelede yumurtaların açılma süresi
göz önüne alarak ilaçlama periyotları belirlenmelidir. Diğer haşereler
içinde aynı şekilde ilaçlama takvimi belirlenmelidir. ..
|
|
|
|
Sinek
|
|

|
Sivrisinek, sığır ve ahır sineği, çeçe ve tatarcık gibi sinekler kan
emerek beslenir, bu arada sıtma, sarı humma, filaryoz, deng gibi birçok
virüs, bakteri ve asalak hastalığını bulaştırır. Soktukları bölgede ağrı,
kaşıntı ve şişme oluşur. Tedavi bu yakınmalara yöneliktir.Sivrisinek
sokmalarında ayrıca ürtiker, uyuklama, baş ağrısı ve kusma gibi
belirtiler ortaya çıkabilir. Ama anafilaktik şok ve ölüme ender
rastlanır.
|
Ahır sineklerinin
sokması çok ağrı verici olabilir. Isırık bölgesi yıkanmalı ve bu bölgeye
iltihap giderici krem sürülmelidir. Ender durumlarda ağır alerjik tepkiler
görülebilir ve ağızdan steroit verilmesi gerekebilir. Sinek kovucu bir
maddenin deriye sürülmesi kısa süreli ama etkili korunma yöntemidir.
|
|
Bit
|

|
Bitler boz renkli, birkaç milimetre uzunluğunda ve yengeci andıran
biçimde asalak böceklerdir. Doğrudan dokunma vya da giyecekler
aracılığıyla bulaşırlar. Vücut biti tifüs, baş biti dönüşlü humma ve
siper humması gibi hastalıkların yayılmasından sorumludur. Bitlenme
ayrıca, şiddetli kaşıntı, aynı bölgenin çok sayıda ısırılmasına bağlı
olarak geniş şişlik ve kızartılara neden olur.
Bitlenmiş kişilerin kendileri, giysileri, yatağı, şapkası, başörtüsü ve
tarağıyla temas edilmesi birer bulaşma nedenidir.
|
Vücut biti 2-4 mm uzunluğundadır.Giysilerin dikiş
yerlerinde ya da uygun kıvrımlarında barınır ve ürer.Deriye yalnızca kan
emmek için gider.Yumurtalarını konağın iç çamaşırlarına bırakır.
Baş biti 1-2 mm
uzunluğundadır.Kan emmediği zaman sıkıca saç diplerine tutunur.Özellikle
ense bölgesinde bulunurlar. Zaman zaman tutundukları yerleri bırakıp
deriye inerek kan emer, sirke denen yumurtalarını saç diplerine sıkıca
yapıştırırlar. Yumurtalar 7-8 günde açılarak içlerinden yeni bitler
çıkar.
Kasık biti adından da anlaşılacağı gibi kasık bölgesinde ve dış üreme
organlarının çevresinde barınır. Baş bitinden biraz daha küçüktür. Çıplak
gözle bakınca deri döküntüsü sanılabilir. Öbür türlerden farklı olarak
hastalık bulaştırmamakla birlikte şiddetli kaşıntıya, iltihaplanmaya,
deride kabarcıkların belirmesine neden olur.
Bitlenmelerle ilgili bölgelerin ince dişli bir tarakla sık sık taranması,
bit öldürücü krem ve şampuanların kullanılması gerekir. Ayrıca bitlenen
kişinin çamaşırları kaynatılmalı ve yakın ilişkide bulunduğu kişiler de
aynı işlemler uygulanmalıdır.
|
|
|
Tahta Kurusu
|

|
Tahtakuruları, saklandıkları yerlerden gece çıkarak kanla beslenen,
koyu kırmızı renkte, ortalama 4-5 mm uzunluğunda böceklerdir. Isıdıkları
yerlerde kırmızı, yuvarlak ve sert kaşıntılı lezyonlar oluşur. Duyarlı
kişilerde ürtiker, ödem ve kanamalı kabartılar görülebilir. Kaşıntıyla
oluşan deri örselenmesi ikincil enfeksiyonları hazırlar. Ender olarak
genel alerjik tepkiler ortaya çıkabilir.
|
Emdiği
kanın sindirim artıkları yatak çarşafında koyu lekeler olarak
görülebilir.Konağa yalnızca beslenmek için gelen asalak, daha sonra
korunaklı yerlere çekilir. Emdiği kanı sindirmesi günlerce sürebilir.
Tahtakurusunun insana hiçbir hastalık bulaştırmadığı sanılmaktadır. Tedavi
genellikle belirtilere yöneliktir. Bu böceklerin üredikleri yapılarda
bütünüyle yok edilmesi gerekmektedir. Ama kullanılan zehirlere karşı
dirençli nesiller geliştiğinden tahtakurusuyla mücadelede de farklı
kimyasal maddeler denenmek zorunda kalınmaktadır.
|
|
Pire
|

|
Geriye doğru uzayan dikenlerle kaplı, yanlardan iyice
basıklaşmış vücutlarıyla dikkat çeken pireler yaklaşık birkaç milimetre
uzunluktadır. Vücut yapıları konaklarının tüy ve kılları arasında
dolaşmaya son derece uygundur. Sıcakkanlı hayvanların kanını emerek
beslenir, konakları arasında yer değiştirirken son derece tehlikeli
hastalıkları da bulaştırabilirler.nsan piresi özellikle derinin en ince
olduğu ve yoğun kılcal damar ağı içeren bölgelerine yerleşir.
|
Ağız parçalarının sivri uzantısı deriyi delerek
konağının dokusuna iyice yapışır. Şişene kadar kanla beslenen pire daha
sonra konağın giysileri arasına ya da yaşadığı çevredeki uygun yerlere
gizlenir.
Pire bazen son derece tehlikeli olabilir.Konaklarına Hymenolepis diminuta türü tenyaları
(şerit) taşıyabilir. Özellikle keme yada fare piresi denen tür son derece
tehlikelidir. Bu pire ve yakın akrabaları ortaçağda Avrupa nüfusunun
yaklaşık dörtte birinin ölümüne yol açan veba salgınlarının ortaya
çıkmasından sorumludur. Pirelerin kan emerken bulaştırdıkları hastalıklar
arasında vebayla birlikte tifüs ve siper humması sayılabilir. Evcil
hayvanlar üstünde bulunan pire türleri yeğledikleri hayvanlara göre
adlandırılır.Ama insanlarla iç içe yaşayan kedi ve köpeklerde bulunan
asalaklar, aşırı ürediklerinde ya da doğal konaklarını bulamadıklarında
insanlara da üşüşebilir
Pire ısırıkları kabarcıklı ve kaşıntılı, döküntü biçiminde
kızarıklıklara yol açar. Salgınlar genellikle yaz aylarında ve çocuklar
arasında görülür. Pire üşüşen kişilerin hemen yıkanıp giysilerini uygun
biçimde temizlemesi gerekir. Kaşıntı giderici ilaçlar deri örselenmesini
önleyebilir. Genel temizlik kurallarına uyulmalı, evde beslenen hayvanlar
ile bulunulan ortam derhal pireden arındırılmalıdır.
Pirelerin farklı şekillerde kedi ve köpeklerin sağlıklarını etkilemesi söz
konusudur.
* Kaşıntıya neden olur. Bu son derece rahatsızlık verici bir durumdur.
* Pire alerjisi (FAD) dediğimiz deri hastalığına sebep olur.
* Kansızlığa neden olabilir, bu durum çok miktarda pire olduğunda söz
konusudur.
* Köpeklerde yaygın olarak görülen bir parazitin ara konakçısıdırlar.
Böylece petler arasında parazitlerin ve bu parazitlerin neden olduğu
çeşitli hastalıkların petler arasında taşınmasına neden olurlar.
Pirenin 12 ay boyunca yaşam döngüsü devam eder. Bir pire topluluğunda
birkaç safha vardır. Ergin pireler topluluğun yüzde %5'ini oluşturur.
Gerisi ise yumurtadır. Erginler yumurtladıkça o yumurtalar hayvanın
vücudunda, yerde halının üzerinde, toprakta olgunlaşıyor. Daha sonra
larvalar ortaya çıkıyor. Bu larvalar da gözle göremediğimiz deri döküntüsü,
protein döküntüleri ile beslenip ergin pireler oluyorlar. Bu larvaların
yaşama süresi, ile birkaç ay arasıdı
|
|
KIRIM-KONGO KANAMALI ATEŞİ
Kırım-Kongo
Kanamalı Ateşi Nedir?
Kırım-Kongo
Hemorajik Ateş (KKHA),keneler tarafından taşınan Nairovirüs isimli bir
mikrobiyal etken tarafından neden olunan ateş, cilt içi ve diğer
alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreden hayvan kaynaklı bir enfeksiyondur.
Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen, bu enfeksiyonlarda ölüm
oranları hala yüksektir.
Keneler Nasıl Tanınır
ve Nerelerde Bulunur?
Keneler
otlaklar, çalılıklar ve kırsal alanlarda yaşayan küçük oval şekillidir.
6-8 bacaklı, uçamayan, sıçrayamayan hayvanlardır. Hayvan ve insanların
kanlarını emerek beslenirler ve bu sayede hastalıkları insanlara
bulaştırabilirler.
Ülkemiz
kenelerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya sahiptir.
Türlere göre değişmekle beraber kenelerin, küçük kemiricilerden, yaban
hayvanlarından evcil memeli hayvanlara ve kuşlara (özellikle devekuşları) kadar
geniş bir konakçı spektrumları mevcuttur.

Kimler Risk Altındadır?
Hastalık
genellikle meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıkar.
- Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar
- Veterinerler
- Kasaplar
- Mezbaha çalışanları
- Sağlık personeli özellikle risk gurubudur.
- Kamp ve piknik yapanlar, askerler ve korunmasız
olarak yeşil alanlarda bulunanlar da risk altındadır.

Henüz ergin
olmamış Hylomma soyuna ait keneler, küçük omurgalılardan kan emerken
virüsleri alır, gelişme evrelerinde muhafaza eder; ergin kene olduğunda da
hayvanlardan ve insanlardan kan emerken bulaştırır.
Kuluçka Süresi Ne Kadardır?
Kene tarafından ısırılma ile virüsün
alınmasını takiben kuluçka süresi genellikle 1-3 gündür; bu süre en fazla 9 gün
olabilmektedir. Enfekte kan, ifrazat veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu
bulaşmalarda bu süre 5-6 gün, en fazla ise 13 gün olabilmektedir.
Belirtileri Nelerdir?
Ateş
Kırıklık
Baş
ağrısı
Halsizlik
Kanama
pıhtılaşma mekanizmalarının
bozulması sonucu;
- Yüz ve göğüste kırmızı döküntüler
ve gözlerde kızarıklık,
- Gövde, kol ve bacaklarda morluklar
- Burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan görülür
- Ölüm karaciğer, böbrek ve akciğer yetmezlikleri nedeni ile
olmaktadır.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinin Tanısı Nasıl
Konulur?
Kanda virüse karşı oluşan antikorların
taranması tanı için en sık kullanılan yöntemdir. Bu göstergeler hastalığın
başlangıcından sonra 6. günden itibaren belirlenebilir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Nasıl Kontrol Edilir
ve Nasıl Korunulur?
Hastalığın bulaşmasında keneler önemli bir
yer tutmaktadır. Bu nedenle kene mücadelesi önemlidir fakat oldukça da zordur.
1. İnsanlar kenelerden uzak tutulabilir
ise bulaş önlenebilir. Bu nedenle de mümkün olduğu kadar kenelerin
bulunduğu alanlardan kaçınmak gerekir.
2. Kenelerin yoğun olabileceği çalı, çırpı
ve gür ot bulunan alanlardan uzak durulmalı, bu
gibi
alanlara çıplak ayak yada kısa giysiler ile gidilmemelidir.
3. Bu alanlara av yada görev gereği
gidenlerin lastik çizme giymeleri,
pantolonlarının paçalarını çorap içine almaları,
4. Görevi nedeni ile risk grubunda yer
alan kişilerin hayvan ve hasta insanların kan ve vücut sıvılarından korunmak
için mutlaka eldiven, önlük, gözlük, maske v.b.
giymeleri gerekmektedir.
5. Gerek
insanları gerekse hayvanları kenelerden korumak için haşere kovucu ilaçlar (repellent) olarak bilinen böcek
kaçıranlar
dikkatli bir şekilde kullanılabilir.
(Bunlar sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler
olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir.)
6. Haşere
kovucular hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca bu
maddelerin emdirildiği plâstik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına
takılabilir.
|
7. Kenelerin
bulunduğu alanlara gidildiği zaman vücut belli aralıklarla kene için
taranmalıdır.
|

|
|
|
8. Vücuda yapışmış
keneler uygun bir şekilde kene ezilmeden, ağızdan veya başından
tutularak bir cımbız veya pens yardımıyla sağa sola oynatarak alınmalıdır.
Isırılan yer alkolle temizlenmelidir. Mümkünse kenenin tanı için alkolde
saklanması uygun olur.
(detaylı bilgi için http:/kidshealth.org/parent/general/body/tick_removal.html)
|
|

|

|

|

|
|
9. Diğer
canlılara ve çevreye zarar vermeden, haşere ilacı (insektisit) ile uygulamanın
uygun görüldüğü durumlarda çevre ilaçlanması yapılabilinir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinin Tedavisi Nedir?
Hastalığın kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Hastaya
destek tedavisi yapılmalıdır.
Kaynaklar:
- http://www.saglik.gov.tr/
- www.tvhb.org.tr/
HAYVANLAR ALEMİ BÜTÜN HAYVANLAR
|
DİKENLİ BALIK
Kuzey Amerika ve Avrupa boyunca gölcük ve nehirlerde bulunan erkek dikenli
balıklar özenle hazırlanmış yuvalar kurarlar. Üç dikene sahip bir dikenli
balık, yuva yapmak için su bitkilerinin parçalarını toplar. Böbreklerinden
salgılanan yapışkan bir sıvıyı onlara fışkırtır ve bitki parçalarını
birbirlerine yapıştırır. Yuvaya uzun düzgün bir yığın biçimi verirken,
etrafında sürtünerek yüzer. Sonra ön ve arka girişi olan ve arasından suyun
aktığı bir tünel oluşturarak, yolu yığının ortasından geçirir. Bir dişi yuva
alanına girdiğinde, Dikenli balık zikzaklar çizerek bir kur dansı yapar.
Dişiyi tünel şeklindeki yuvasına götürür ve burnuyla yuvanın girişini işaret
eder. Yumurtalarını bırakmak için tünelin içine girer. Sonra erkek
yumurtaları döllemek için önden girerken, dişiyi arka çıkıştan dışarı iter.
Yuva birkaç dişi tarafından yumurtayla doldurulduğunda erkek nöbet tutar ve
tünel içine taze su yelpazeler. Ayrıca yuvanın kırılıp giden bölümlerini
onarır. Yumurtalar çatladıktan sonra, birkaç gün daha nöbet tutmaya devam
eder.
Gardner Soul, Strange Things Animals Do, s.17
|
|
|
|
KÖPEK BALIĞI
İri köpekbalıkları da denizlerdeki pekçok canlı gibi planktonlarla
beslenirler. Köpek balıkları, yüzgeçlerini bir filtre gibi kullanırlar ve
deniz suyunu buradan geçirerek planktonları toplarlar. Kuzey Denizi'nde her
Kasım ayında plankton yoğunluğu azaldığı için köpekbalıkları besin ararken
her zaman harcadıklarından çok daha fazla enerji harcamak zorunda kalırlar.
Bu nedenle bir süre sonra güçsüz kaldıkları için yemek aramayı bırakıp, dibe
çökerler ve kış uykusuna yatarlar. Okyanusun derinliklerinde aylarca hareket
etmeden ve hiç beslenmeden yaşayabilirler. Bu sırada kalpleri sanki
çalışmıyormuş gibi çok yavaş atar.
The Ocean World of J. Cousteau, Quest for Food, s.16
|

|
|
|
|
ÇÖPÇÜ BALIĞI
Pullarının arasında bulunan parazitler balıkları çok rahatsız eder. Çöpçü
balığı denen küçük balıklar da, dişleriyle balıkların üzerindeki parazitleri
toplayarak beslenirler. Parlak siyah-mavi çizgili vücutları ve özel zigzag
dansları çöpçü balıklarını tanıtan özellikleridir. Çöpçü balıkları büyük
balıkların ağzının içine girerek dişlerini de temizlerler. Kılıç-dişli balık
da çöpçü balığını taklit eder. O da siyah-mavi çizgilidir. Çöpçü balığı gibi
büyük balığın önüne gelerek zigzag dansı yapar. Amacı çok farklıdır, büyük
balık temizlenmek için ona doğru geldiğinde ileri fırlar ve balıktan büyük
bir parça et kopararak uzaklaşır.
Jill Bailey, Mimicry and Camouflage, s.32
|

|
|
|
|
YILAN
Yılanların hareketleri birçok açıdan mükemmeldir. Yılanlar, her birinde bir
çift kaburga ve düzinelerce kas olan 400 omura sahip olabilirler. Vücutlarını
her iki tarafa da 25 derece aşağı ve 14 derece yukarı olmak üzere
eğebilirler. Yılanlar otların üstünde kayarken, ağaçta, kaldırımda, kumda,
çölde ve daha bir çok yerde hareket ederken yarım düzine teknik kullanırlar.
Kavurucu sıcaklıktaki bir zeminde bile kolaylıkla ilerleyebilirler. Bir
borunun içinde kendilerini ileri doğru iterek hareket ederken, dışarı
çıktıklarında hemen spiral gibi hareket etmeye başlarlar ya da otların
arasında vücutlarını dalgalandırarak giderler. Tenis kortu gibi düz alanlarda
ilerlemek istediklerindeyse farklı bir hareket yapmak zorundadırlar. Ağaca
çıkabilmeleri içinse dalgalanma hareketi yapmaları gerekir. Yılanlar kumda
yürüdüklerinde ise sürtünmeyi ve ısıyı minimuma indirmek için farklı bir
metod kullanırlar.
Guy Murchie, Seven Mysteries of Life, s.28
|

|
|
|
|
UÇAN KERTENKELE
Yağmur ormanlarında yaşayan her hayvanın kendine özgü bir hareket yöntemi
vardır. Bunlardan bir tanesi ayaklarının arasında ağaçlardan aşağıya
süzülmesini sağlayacak bir deriye sahip olan uçan kertenkeledir. Bu deri
sayesinde uçan kertenkeleler iki ağaç arasında 60 m. kadar süzülerek
uçabilirler.
Michael Scott, The Young Oxford Book of Ecology, s.104
|

|
|
|
|
FİL
Fillerin hortumu 50 bin kasla çevrilidir ve gerektiğinde hortum kasılır ve
tonlarca ağırlıktaki cisimleri bile kolaylıkla iter. Bu hortum aynı zamanda
küçük bezelye tohumlarını kopararak ağzında patlatma gibi çok fazla incelik
ve hassasiyet gerektiren bir işlemi yapabilme kabiliyetine de sahiptir.
Birçok yönden işlevsel olan aynı zamanda uzun bir parmak, borazan veya
hoparlör olarak da kullanılan bu organ, su içebilmesi veya vücudunun üstüne
su püskürtebilmesi için 4
litre suyu tutma kabiliyetine de sahiptir.
Richard Dawkins, Climbing Mount Improbable, s.92
|

|
|
|
|
AKREP
Akrep yavruları, anne akreplerin vücutlarının içinde gelişirler ve ince bir
keseye dolanmış olarak doğarlar. Anneleri bu doğum kesesini, kuyruğunun
ucundaki iğnesiyle yırtarak açar. Yavru akrepler serbest kalır kalmaz diğer
pekçok canlıda da olduğu gibi annelerinin sırtına tırmanırlar. İlk başta
zayıftırlar ve sık sık yere düşerler. Ayaklarının altındaki özel tabanları,
onların tekrar tırmanmalarına yardımcı olur. Yavrularına karşı aşırı derecede
koruyucu olan anne akrep, gece avlanmaya giderken de yavrularını beraberinde
götürür.
Gardner Soul, Strange Things Animals Do, s.41
|
|
|
|
ŞEFFAF HAYVANLAR
Su yüzeyinin yakınlarında yaşayan hayvanlar, hem aşağıdan hem de yukarıdan
gelecek tehlikelerle karşı karşıyadırlar. Küçük hayvanlar bunun üstesinden
şeffaf olmalarıyla gelirler. Şeffaflıkları nedeniyle gökyüzünden gelen ışık
avcılar tarafından görülmelerini zorlaştırır. Okyanuslarda milyonlarca şeffaf
hayvan vardır ve çoğu da çok küçüktür. Küçük karideslerin, yengeçlerin, deniz
salyangozlarının, deniz yıldızlarının ve balık yavrularının hemen hemen hepsi
şeffaf vücutludur. Bu onlar için çok iyi bir korunmadır.
Jill Bailey, Mimicry and Camouflage, s.29
|

|
|
|
|
YUNUS
Yunuslar, bilim adamlarını uzun süre şaşkınlığa düşürmüş olan çok büyük
hızlarla yol alırlar. Yunus balıklarının bedenlerinin çevresinde kusursuz bir
su akışı vardır. Bu akışın nedeni yunus balığının derisi üzerinde yapılan
araştırmalar sonucunda bulunmuştur. Yunus balığının derisi üç katmandan
oluşur. Dıştaki katman incedir ve çok esnektir; içteki katman kalındır,
katmana plastik kıllı bir fırça görünümü veren ve yine esnek olan çubuklardan
oluşur. Katmanların üçüncüsü olan ortadaki katman ise, süngerimsi bir
maddeden yapılmıştır. Böylece, son hızla yüzen yunus balığına değen sudan bir
girdap oluşmaya başladığı zaman, dış deri, bu girdabın neden olduğu aşırı
basıncı iç katmanlara iletir ve iç katmanlar bu aşırı basıncı söndürürler.
Oluşan girdap, böylece büyümeye zaman bulamadan kaybolmuş olur.
Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:212, Temmuz 1985, s.20
|

|
|
|
|
QUETZAL
Sesler çoğunlukla bir hayvanın düşmanları tarafından fark edilmesine sebep
olur. Orta ve Güney Amerika ormanlarında yaşayan kuşlardan 'Quetzal'ların çok
ilginç ve yerinin tespit edilmesi çok zor olan metalik ıslık gibi bir
ötüşleri vardır. Bu da Quetzal'larin seslerinin nereden geldiğini bulmayı
zorlaştırır. Bu yüzden Quetzallar ormanda birbirlerine güvenle bağırıp
dururlar.
Jill Bailey, Mimicry and Camouflage, s.50
|

|
|
|
|
ALAKARGA
Alakarga, yemek için topladığı palamutları birer birer toprağa gömer. Önce
bir delik kazar, palamudu içine koyar ve daha sonra diğer hayvanların bunu
fark etmemesi için itinayla deliğin üstünü kapatır. Bu yerleri daha sonra
tekrar bulabilmek için dikkatlice işaret koyar. Belli ağaçlar, düşmüş
kütükler, kaya parçaları gibi nesneleri işaret olarak kullanır. Hatta bazen
buralara küçük taş parçaları taşıyarak yanlarına işaret koyar. Birçok kuş,
tohumları bu yöntemle saklar. Bazı türlerin günde binden fazla tohum
depoladığı kaydedilmiştir. Fındıkkıranlar bir mevsimde toplam 100.000 gibi
yüksek miktarda tohum depolarlar.. Yapılan deneyler kuşun 9 ay sonra tohum
gömdüğü yeri bulduğunu göstermiştir. İyi hafızasına rağmen bu kuşların
gömdüğü meşe palamutlarını unuttukları yerler de vardır. Bu da meşe
filizlerinin tekrar yeşillenerek topraktan çıkmasını sağlar.
David Attenborough, The Life of Birds, s.75
|

|
|
|
|
KURBAĞA
Bazı kurbağaların kış uykusu sırasında vücutlarında buz kristalleri oluştuğu
keşfedilmiştir. Kışın don olaylarının görüldüğü coğrafi bölgelerde yaşayan bu
canlılarda kış uykusuna yattıklarında hiçbir hayat belirtisi görülmez. Kalp
atışı, nefes alışverişi ve kan dolaşımı tamamen durmuştur. Buz; kurbağanın
derisini, karnını ve kas liflerini tamamen kaplamıştır. Aort damarı
kesildiğinde dahi kanama olmaz.; kalp ve diğer hayati organlar soluk bir
renktedir. Kol ve bacaklar sert, gözler ise pusludur. Buzlar çözüldükten
sonra görülen ilk hayat işareti kalbin tekrar atmaya başlamasıdır. Hayvan ilk
önce seri halde nefes alıp verir. Ağaç kurbağası gibi diğer canlılardaki en
önemli özellik bol miktarda glukoz üretebilmektir. Glukoz, donmuş kurbağanın
vücudunda oldukça önemli bir rol oynar. Hücrelerden su çekilmesini önleyip,
büzülme olayını engellediği için kurbağanın hücreleri bu donma olayından
hiçbir zarar görmez.
Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:266, Cilt:23, Ocak 1990
|
|
|
|
FİL
Filler çok iri bir cüsseye sahip oldukları için vücutlarını serin tutma
konusunda bazı problemler yaşarlar. Bu yüzden çok büyük olan kulaklarını fan
olarak kullanırlar ve serinlemeye çalışırlar. Ayrıca kulakları vücutlarında
büyük bir yer kapladığı için buradan ısının vücut dışına çıkması da kolay
olur.
John Stidworthy, The Large Plant Eaters, s. 7
|

|
|
|
|
DENİZ HIYARI
Deniz hıyarları şekilsiz hayvanlardır ama diğer canlılar için değerli bir
yiyecektirler. Deniz hıyarlarının bazı türleri planktonları yakalayabilmek
için yapışkan bir uzantı ve çok yönlü dokungaçlar kullanırlar. Alt katmandaki
dokungaçlar gezindiği yerdeki yiyecekleri yoklamaya yarar. Ayrıca çok
şaşırtıcı bir savunma yöntemine sahiptirler. Deniz hıyarı elle tutulmak
istendiğinde bir basınç uygulayarak kolayca iç organlarını dışarı
çıkarabilir. Vücudunun açık yerlerinden yapışkan maddeler akar ve insan
elinin parmaklarının birbirine yapıştırır. Bir balık ya da yengeç, deniz
hıyarına saldırırsa, saldırgan bir anda kendisini ipliğe benzer yapışkan
organların içinde bulur. Oradan kurtulmaya çalışırken, deniz hıyarı yavaşça
uzaklaşır ve daha sonraki birkaç hafta içinde, iç organlarını tümüyle yeniden
oluşturur.
The Ocean World of Jacques Cousteau, Quest for Food, s.47
|
|
|
|
KURT ÖRÜMCEĞİ
Kurt örümcekleri gittikleri her yere, ailelerini de beraberlerinde taşırlar.
Birçok örümceğin yaptığı gibi ipek yumurta kesesini ağa asmak yerine, anne
kurt örümceği yumurta kesesini karnının altındaki iplik salan memeciklerine
bağlar. Eğer yumurta kesesi düşecek olursa, örümcek hemen onu arar ve
memeciklerine yeniden bağlar. Yavru örümcek yumurtadan çıkmaya hazır
olduğunda, anneleri yumurta kesesini çenesiyle açacaktır.
Gardner Soul, Strange Things Animals Do, s.41
|

|
|
|
|
PİPA
Pipa kara kurbağası, çiftleşince, erkeği perdeli ayaklarıyla yumurtaları
toplar ve özenle dişisinin sırtına yerleştirir. Yumurtalar oraya yapışırlar.
Altlarındaki deri bir süre sonra şişmeye ve üzerindeki yumurtalar da deriye
gömülmeye başlarlar. Yumurtaların üzerinde ince bir zar oluşur. 30 saat
içinde yumurtalar gözden kaybolur ve dişi kurbağanın sırtı eskisi gibi dümdüz
bir şekle girer. Yumurtalar derisinin altında gelişmeye devam ederler. On beş
gün sonra, dişi kurbağanın sırtı yavruların hareketleriyle kıpırdanmaya
başlar. 24. günde yavru kurbağalar dişinin derisinde delikler açıp çıkarlar
ve yüzerek kendilerine suda güvenli bir yer aramaya başlarlar.
David Attenborough, Yaşadığımız Dünya, s.104
|

|
|
|
|
KUM YABAN ARISI
Dişi kum yabanarısı, yuvasını yaparken alet olarak çakıltaşlarını kullanır.
Yerde küçük bir delik kazdıktan sonra, buraya yumurtasını yumurtlar.
Yumurtanın güvenliğini sağlamak için deliğin ağzını gevşek bir şekilde
kumlarla ve çakıl taşı yığınlarıyla kapatır. Kumu aşağıya doğru sıkıştırmak
için de, çenesiyle bir çakıl taşını alarak bunu çekiç gibi kullanır ve
çakılları ufalayarak toprağı düzleştirir. Son olarak dikenli bacaklarıyla
toprağı tırmıklar; girişin görüntüsü tamamen gizlenene kadar burayı itinayla
süpürür.
Russel Freedman, How Animals Defend Their Young, s.43-45
|
|
|
|
KUŞLAR
Tüy değiştirme zamanı kuşlar için çok büyük bir tehlike oluşturur. Çünkü, bu
dönemde uçuş kabiliyetlerini geçici olarak kaybederler. Bu dönemde özellikle
buz ördekleri ilginç avlanma tekniğine sahip olan yırtıcı martılara karşı
tetiktedirler. Çünkü martılar, buz ördeklerini aralıksız hava saldırılarıyla
devamlı olarak suya dalmaya zorlarlar. Bunu, ördekler nefessiz ve çaresiz bir
şekilde su yüzeyine çıkıncaya kadar sürdürürler. Daha sonra kafalarına bir
gaga darbesi indirerek onları avlarlar. Fakat bu mücadeleden her zaman galip
ayrılan taraf martılar olmaz. Buz ördeklerinin de kendilerine has korunma
mekanizmaları vardır. Gökyüzünde bir martının görülmesi halinde, ördekler
hemen büyük gruplar halinde kümeleşirler. Böylece martının çok sayıda dalıp çıkan
ördekler arasından herhangi bir tanesini yoruluncaya kadar takip etmesi
imkansız hale gelir.
|
